istanbul escort , istanbul escort bayan, istanbul escort bayanlar ,ümraniye escort , ataşehir escort , kurtköy escort , anadolu yakası escort , üsküdar escort , kadıköy ecort , şirinecler escort , beylikdüzü escort . halkalı escort

Hoşgeldiniz ziyaretçi! [ Giriş yap

 

aşkın böylesi

  • İlan Tarihi: 17 Mart 2015 18:35
Avrupa yakası escort

Açıklama

Film bittikten sonra da, donmuş dal parçaları-
nın kırılmasını anımsatan kuru ve soğuk bir sesle
tartışmayı sürdürmüşler, hemen hemen her sahneyi
bir kez daha yorumlamışlardı. Sanki iki ayrı film
seyretmiş gibiydiler, filmdeki kadınla erkeğin dav-
ranışları hakkında birbirine hiç benzemeyen, hatta
birbiriyle tamamen zıt görüşleri vardı ve her biri
ötekinin yaptığı yorumu bir saldırı gibi algılayıp, bir
saldın gibi cevap veriyordu. Tartışmaları, Aydan’ın
bilinçdışı bir öfkeyle kırbaçladığı bir kurt köpeği gi-
bi vahşileşmeye ve bir otel odasında açılmış bir ba-
vuldan rasgele çıkartılan parçalar gibi ortak geçmiş-
lerinin orasından burasından çekilip çıkartılan anı-
ların hatırlanmasıyla can acıtıcı bir hesaplaşmaya
dönüşmeye başlamıştı.
Tartışmalarının bir yerinde, Aydan’ın unutmaya
çalıştığı ve o güne dek hiç konuşmadıkları Nihat
Bey konusu açıldı. Bu meselenin birden konuşulma-
ya başlanması, Halûk’u şaşırtmasına karşın Aydan’ı
hiç şaşırtmamıştı; tartışmanın en başından beri bu
konunun açılacağını biliyor gibiydi.
Nihat Bey, ilk evlendiklerinde Halûk’un çalış-
tığı hastanenin geçmişi başarılarla dolu, genç dok-torların hayran olduğu, ameliyatları ve çalışmaları
efsane gibi anlatılan yaşlı başhekimiydi. Flanel pan-
tolonları, kaşmir kazakları, tüvit ceketleriyle her za-
man aldırmaz bir şıklıkla dolaşır, geçmişinin ba-
şarılarıyla keskinleşmiş kibrini zekice nüktelerin
arkasına saklayarak genç doktorları hırpalar, bencil-
liğini yaşlı ve anlayışlı adam gülümsemesinin ardın-
da gizlemeyi becerirdi. Bir efsane olmanın bütün çe-
kiciliğine sahipti ve bu çekiciliği, zengin yaşamı ve
özellikle kadınlara yönelik anlayışlı kibarlığıyla za-
rif bir armağan paketi gibi hiç zorlanmadan taşırdı.
Aydanlara yakın oturuyordu ve genç çift yeni
evlerine taşındıktan sonra onlann her türlü derdine
çare bulan ‘yaşlı dost’ olması çok uzun sürmemişti.
Aydan, tanıştıktan kısa bir süre sonra Nihat Bey’ir
kendisinden hoşlandığını fark etmiş, Halûk’un hay
ran olduğu bu adamın kendisine hayran olmasından
çok etkilenmişti. Nihat Bey’in zekâsı, Aydan’ın ya-
nında, yağmuruna kavuşmuş bir bahar ağacı gibi çi-
çeklerini açıyor, genç kadını şakalarıyla güldürüyor,
küçük alaylanyla kışkırtıyor, onları evine davet edip
Aydan’ın sevdiği yemekleri pişiriyordu.
Artık eskisi gibi çalışmıyordu, ameliyatlara gir-
miyor, araştırmalar yapmıyordu ama öylesine parlak
bir geçmişi ve tartışılmaz bir şöhreti vardı ki zaten
kimse de artık yaşlanan bu adamdan fazla bir şey
beklemiyordu, sadece adı bile yetiyordu. Sabahlan
hastaneye geç gidiyor, bazı sabahlar Aydan’a ‘hadi
hazırlan’ diye telefon edip onu yürüyüşe götürüyor,
bazen hastaneden erken döndüğünde onu yakında-
ki bir kır kahvesinde çay içmeye davet ediyordu.
Dışardan bakanlar genç bir kadınla dedesi ya-
şındaki hoş bir adamın dostluğunu gördüklerinden,
bir dedikodu ihtimali yoktu. Bu rahatlığın içinde,
Aydan yaşlı adamı kendisine hayran etmenin baş
döndürücü keyfini yaşıyor, başkaları için genç bir
doktorun önemsiz kansıyken, hastanenin en önem-
li insanı için vazgeçilmez biri olmanın tadını çıka-
rıyordu. Nihat Bey’le birlikte olmaktan hoşlanıyor,
onu görmediği zaman özlüyor, onun yanında kendi-
ni güzel ve etkileyici bir kadın gibi hissediyor, hatta
Nihat Bey’in kışkırtıcı alaylarına içinde belli belir-
sizlik cinsellik tonlamaları olan kadınsı şakalarla
karşılık veriyordu.
Çok uzun ve zor çabalardan sonra ihtiyarlığı ka-
bul etmeye hazırlanan Nihat Bey, genç kadının ilgi-
si karşısında kendi gücünü ve erkekliğini yeniden
hisseder olmuştu, yürüyüşlerde koluna giriyor, çay
içerken eline dokunuyor, o bir şey istediğinde hiç
üşenmeden gidip buluyordu. Aydan’ın hayatına gir-
mesi bütün yaşamını renklendirmişti ve tuhaf bir
biçimde aralarındaki yakınlığın bilinmesinden hoş-
lanıyor, kendisine bir mesaj bırakılacağı zaman, “Siz
Aydan’a söyleyin sonra o bana söyler,” diyordu.
Yaşlı adamın kendisine âşık olmak üzere oldu-
ğunu, belki de âşık olduğunu Aydan hissediyordu
ama Nihat Bey bu beklenmedik anda karşısına çı-
kan genç kadının ilgisini de aşk olarak değerlendir-
meye başlamıştı. Halûk’a küçümseyen şakalar ya-
pıyor, bir aşkın gerektirdiği ilgiyi bekliyor, bu ilgi bi-
raz eksildiğinde huysuzlaşıyor ve kendisinin öne-
miyle Aydan’ın önemsizliğini ima etmekten kaçın-
mıyordu.
Bir zaman sonra Aydan, kendisini yeniden çeki-
ci bir erkek gibi hisseden yaşlı bir efsaneyle baş ede-
meyeceğini, olayın beklenmedik bir tatsızlığa dönü-
şebileceğini sezerek kendini çekmiş, yürüyüş davet-
lerini ‘kendimi pek iyi hissetmiyorum’ diye reddet-
Aldatmak
meye başlamıştı.
Halûk ise Nihat Bey’in duygularından habersiz
gibi davranarak Aydan’ı şaşırtıp sinirlendiriyordu.
Bir gün, “Sen niye artık Nihat Bey’le eskisi gibi
görüşmüyorsun?” demişti. “O çok tonton bir adam.”
Aydan gerçek bir öfkeyle cevap vermişti:
—    O tonton adam beni yemeğe davet etti.
—    Ne olacak, yaşlı bir adam, seninle olmaktan
hoşlanıyor.beylikdüzü escort
Aydan içinde bir şeyin kırıldığını hissetmişti.
Belki Halûk bunu gerçekten hiçbir şeyi fark etme-
den iyi niyetle söylemişti ama Aydan bu iyi niyetin
Halûk’un geleceğini çok olumlu etkileyeceğinin de
farkındaydı. Yaşlı da olsa, kendisinden daha güçlü
bir adama ‘nasıl olsa bir şey olmaz’ güveniyle karısı-
nı itmesinden hoşlanmamıştı.
Halûk, olabilecek olaylar karşısında kendisini
hiç riske atmıyor, görünürde yaşlı bir adama sevgiy-
le ve şefkatle davranıyordu ama bu tür bir ilişkinin
bütün zorluklarını da Aydan’ın sırtına yıkıyordu.
Reddedildiğini hissedip huzursuzlanmaya başlayan,
hırçınlaşan Nihat Bey’in önünden kendisi çekilip
Aydan’ı o zor yerde tek başına bırakıyordu.
Halûk’un Nihat Bey’den korktuğunu, güç karşı-
sında ezildiğini, adamın yaşlılığını bahane edip geri
çekildiğini görmekten çok üzülmüştü. Halûk’un ıs-
rarlarına rağmen Nihat Bey’le dostluğunu kesmiş
ama Halûk’un yaptığını da hiç affetmemişti.
Bu olayı bir daha hiç konuşmamışlar, Aydan
olanlan unutmaya uğraşmış, hatta unutmuştu ama
o akşam o tartışma sırasında bunu yeniden hatır-
lamış ve Halûk’a niye öyle davrandığını sormuştu.
—    Saçmalama, çok yaşlı bir adamdı, seninki ge-
reksiz bir huysuzluktu.—    Genç biri olsa da aynı mı davranacaktın?
—    Tabii ki hayır ama o çok yaşlıydı.
—    Peki senin başhekimin olmasaydı aynı mı
davranacaktın?
—    Ne demek istiyorsun sen?
—    Adam bana âşıktı Halûk, bunu fark etmediği-
ni mi söyleyeceksin bana, adam benimle olmak isti-
yordu… Doğrusu sen de ona çok yardım ettin.
Halûk’un gözlerinde, bir an bir boşluk, bayıl-
makta olan bir insanın ifadesizliğini gördü. Halûk
ayağa kalkıp kapıya doğru bir-iki adım yürümüş
sonra Aydan’a dönmüştü:
—    Sen Nihat Bey’le yattın mı?
Aydan, ‘hıh’ diye küçümseyici bir ses çıkarmış-
tı.
—    Hayır… Bunu yapmadım ama bunu yalnızca
istemediğim için yapmadım… Seni düşündüğüm
için değil…
Halûk ilk kez o gece karısının bir başka erkekle
yatabileceğim düşünerek kuşku duymuş, bu kuşku-
yu da onun içine Aydan yerleştirmişti. Bu davranışı
çok düşmanca gözükse de, kocasının kendi yaşadık-
larının hiç farkına varmamasının, hiç kuşkulanma-
masının onu kendi gözünde küçültmesine dayana-
mayarak, onu kuşkunun daha zekice gözüken top-
raklarına belki de dostluğundan sürüklemişti.Büyük, geniş bir deniz gibi yaşıyordu.
Herkes suyun üstünü görüyordu ama asıl hayatı
derinlerde, kimsenin görmediği, bazen kendisinin
bile izlemekte zorlandığı diplerde yaşanıyordu, ken-
di hayatının görünür ve görünmez bölümleri arasın-
daki büyük fark onun neredeyse görünür her şey-
den kuşkulanmasına yol açıyordu. Bazen diplere
dalıyor, orada kızıl mercan kayalıklarını andıran he-
yecanların, daha önce hiç görmediği su çiçeklerine
benzeyen yeni duyguların arasında dolaşıyordu ama
hiçbir zaman üstte görülen hayatla da ilişkisini ko-
parmıyordu, dışardan bakıldığında her şey eskisi gi-
bi sürüyordu.
O günlerde görünür hayatında birçok olay olu-
yordu.avrupa yakası escort
Sütanne, Cem’in yardımıyla hastaneye yatmış,
ameliyatı için gün alınmıştı. Aydan her gün işten
çıktıktan sonra ibadethaneye giden bir dindar gibi
hiç aksatmadan sütanneyi görmeye gidiyor, sadece
kendisinin bildiği bir günahın kefaretini kendince
ödüyordu. Aşın beyazlığı, koridorlarında dolaşanhastalan, telaşlı hemşireleri, arada bir acile yanaşan
ambulansların sirenleri, ilaç kokulanyla hastane
başkalarına çok ürkütücü gelirken Aydan’a içini ısı-
tan bir akraba evi gibi gözüküyordu. Sütannenin
hastalığı ilk belli olduğunda belki de o günkü yor-
gunluğu yüzünden yaptığı yanlış çıkışla ilişkileri-
nin büyük bir yara almasına ve geçmişlerindeki kut-
sal sırrın uğursuz bir hatıra gibi aralarına girmesine
yol açan Halûk da kendine göre nedenlerle her gün
ziyarete geliyor, sütannenin hatırını soruyor, sonra
nöbetçi doktorlarla ahbaplık ederek Aydan’ı bekli-
yordu. istanbul escort
Sütanne her seferinde, bir zamanlar güçlüyken
güçsüz duruma düşmüş insanların mahcup haliyle
karşılıyordu Aydan’ı, onun kendisine getirdiği hedi-
yelere, sabahlıklara, geceliklere, çiçeklere, meyvele-
re bakıp hüzünlü bir sesle, “Niye zahmet ettin kı-
zım?” diyordu. Her zaman hastalara bakan kendi-
siyken şimdi bakılan hasta olmayı içine sindireme-
diği halde bunu hissettirmemeye çalışıyordu ama
sesinde hep Tann’ya dönük bir yakarış ve yakınma
vardı.
—    İki hayırdan biri kızım… Ya beni yanına alsın,
ya ayağa kaldırsın… Hani Allah’ın gücüne gitmesin
ama bunu hak edecek bir şey de yapmadım… Neyse,
her şeyin hayırlısı.
—    Niye böyle söylüyorsun sütanne… Seni öyle
kolay kolay bırakmayız.
Sütanne bu sözleri duyunca o eski muzip haline
dönüyordu bazen.
Bütün güçsüzlüğüne, ıstırabına rağmen bir yan-
dan da Aydan’la ilgileniyordu:
—    Sen yemek yedin mi… Bak orada meyve var,
uzat bana, sana soyayım, sen seversin….
Aydan’ın duygusal tepkileri, ruhundan, bir in-
sanı sadece bedenden ibaret olmaktan kurtaran de-
rinlerdeki o yumuşacık sıcak özden değil, alışkan-
lıklarından biçim alıyordu, bunu o yaşlı kadının do-
ğal şefkatini oldukça yapay bir şekilde, “Deli misin,
istiyorsan ben sana soyayım, sen hastasın,” derken
hissettiği küçümsemenin yarattığı tuhaflıkla fark
etmişti. Birçok duyguyu üstelik de çok güçlü bir bi-
çimde yaşıyordu ama bunlann arasında şefkat yok-
tu. Daha sonra düşündüğünde, çevresindeki başarılı
onca insanın şefkatli tek bir sözcük bile söylemedik-
lerini, bu duyguyu başarısızlara, ezilmişlere, sütan-
ne gibi hayatın kenannda kalmışlara bıraktıklarını
anlamıştı. Bunu anlamak onu değiştirmemiş, onu
şefkatli biri yapmamıştı, hatta aslında şefkati de
özlememişti. Zaman zaman kendini çok güçsüz his-
settiğinde birinin kendisine şefkat göstermesini ar-
zulasa da bunun hayatının içinde sürekli bulun-
masını istemezdi, sanki içinde bir şey katılaşmış, ru-
hu, yanlış kaynamış bir kemik gibi çoktan çarpıl-
mıştı; sadece neyi kaybettiğini görmüş, gizlice,
adını bile koyamadan, neyi özlemiş olduğunu his-
setmişti. Sütannenin önündeki toprak avluda kekik
kuruttuğu evini ve şefkati çok doğal kabul ettiği
günleri özlemişti.
O akşam, dolunay olmasına birkaç gün kaldığı
için henüz kusursuz yuvarlaklığına kavuşamamışiri mehtabın aydınlattığı gecenin fosforlu parlak
maviliği içinde balkonda yalnız başına otururken,
her zamanki gibi Cem’i düşünüyordu. Aklının bir
yanı da hayatındaki şefkat eksikliğiyle meşguldü.
Cem ona karşı ilgiliydi ama şefkatli değildi, Halûk
ise daha şefkatli ama daha ilgisizdi. Cem’in ilgisinin
yalnızca buluştukları zaman parçaları içine sı-
kışmasından rahatsız olmasına, bu ilginin daha ge-
niş zaman dilimlerine yayılmasını istemesine rağ-
men ondaki şefkat eksikliğinden yakınmıyor, hatta
bundan memnun oluyordu. İş dünyasının insafsız
örsünde dövüle dövüle sertleşip keskinleşmiş kişili-
ği şefkati kabul edemiyor, zaman zaman sığınacağı
bir güç arasa da, sığınacağı gücün şefkatle yumu-
şamış olmasının güvenini sarsacağını hissediyordu.
Kendi çocukluğu aklına geldi. Ona şefkat göste-
renler sütannesi, fakir akrabalar, dadılar, hizmetçi-
lerdi; annesiyle babasından, teyzelerinden disiplinli
bir sevgi görmüştü ama çocukluğunun en eğlenceli
günlerinin bugün küçümsediği insanlar arasında
geçtiğini hatırlıyordu. O dağınık ve sınırsız sevginin
bereketli bir yağmur gibi günün her saatinde şefkat-
le üstüne yağarak onu şımarttığı zamanlar en sevdi-
ği zamanlardı.
Düşüncelerden düşüncelere sıçrayan zihni ken-
di çocukluğundan kendi çocuğuna geçti hızla. Bir-
den telaşlandı. Bir sigara daha yaktı, iyice sessizle-
şen gecenin içinde, sigarasının ateşi iri ve tembel bir
ateşböceği gibi parlayıp sönüyordu. Selin’in yeterin-
ce şefkat görmediğini, ilerde bunun eksikliğini his-
sedeceğini, kendisinin kızını son zamanlarda ihmaJ
ettiğini düşündü. Aslında kızını hiçbir zaman ihmal
etmemiş, en z^r günlerinde bile kızıyla ilgilenmişti
ama telaş ve sıçluluk duygusu gerçekleri alçılama
151
biçimini etkiliyor, kendini zaman zaman hak etme-
diği bir biçimde suçluyordu. O anda suçluluk duy-
gusu onu öylesine etkiledi ki, bir an kızını yeteri ka-
dar sevdiğinden bile kuşkulandı.
Hızla içeri girip, Selin’in odasına gitti.
Küçük kız, pikeyi üstünden atmış, her zaman-
kinden daha belirgin ortaya çıkan sivri diz kapak-
lanyla kaval kemiklerinin olduğundan da sıska
gösterdiği bacaklannı karnına çekmiş, kumral ince
saçları yastığa dağılmış bir halde düzgün ve hafif so-
luklar alarak uyuyordu. Çok güzel değildi. Bu sıska
bedeni, bu çirkince yüzü, dağınık ince saçları gör-
düğünde öylesine keskin ve gerçek bir sevgi hisset-
ti ki yeryüzündeki hiçbir güzel şey onda böylesine
bir heyecan ve sevgi uyandıramazdı. Usulca küçük
kızın yüzüne, o uyanıkken asla gösteremeyeceği
gerçek bir şefkatle dokundu. Onun için her şeyden
vazgeçebileceğini hissetmek ruhuna iyi gelmiş, içini
yatıştı rmıştı.
Yeniden balkona döndüğünde huzurluydu. Son
zamanlarda böyle gelgitleri çok sık yaşamaya baş-
lamış, hem karada hem denizde yaşayan bir hayvan
gibi, bir kendi derinliğine dalıp bir görünen hayata
geri dönerek, bu yolculukları sırasında rastladığı
duygulan ve düşünceleri sorgular olmuştu. Alışkan-
lıkları duyguları kadar, hatta bazen duygularından
da güçlü olduğundan günlük hayatını aksatmadan,
içindeki çalkantıları çevresindekilere yansıtmadan
yaşamayı beceriyordu. Sütanneyi düzenli ziyaret
ediyor, Hesna Hanım’a her gün gerekli talimatları
verip evin düzenli olmasını sağlıyor, işyerinde eski
çalışkanlığını sürdürüyordu, hatta bütün bunların
arasında bir de site temsilcisi seçilmişti.

istanbul bayan escort

istanbul bayan escort

İlan ID: 194550857f480811

Sorun bildir

İsteğiniz işlenirken, lütfen bekleyin....

Bir Cevap Bırakın

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.

En Popüler İlanlar

Bugün En Popüler

  • Henüz hiçbir ilan görüntülenmedi.